|
|
|||||||
| Günümüzde, "EFES" adı altında greko-romen bir kent geziliyor. Oysaki, fazla değil, 70- 80 sene önce Selçuk'a gelenler Efes'in nerede olduğunu sorduklarında, kendilerine Sen Jan kilisesi'nin bulunduğu, Bizans döneminde temelleri atılan Ayasuluk tepesini gösterirlerdi. Gerçekten de, Efes'in 3 bin yılı aşan muhteşem tarihi, bir tek kentin surlarıyla sınırlı kalmamıştır. Bugünkü Selçuk ilçesini de sayarsak, Efes tam 5 kez, 5 değişik yerde kurulmuştur. Günümüzde turistlere gezdirilen Efes, greko-romen dönemi (M.Ö.3 - M.S.6'ıncı yy'lar) kapsayan 3'üncü Efes'tir. Bu sayfa da da, sadece bu kentin başlıca eserlerinden bazılarını tanıyacaksınız. Sen Jan Bazilikası'nı da barındıran 4'üncü Efes ve Meryem Ana evini ayrı ayrı sayfalarda tanıtmaya çalışacağız. | |||||||
M.Ö.
287 dolaylarında inşaatına başlanan Efes'in güneydoğudaki en yüksek
noktasında yer alan meydana Devlet Agorası denirdi çünkü bütün
resmi binalar bu meydanın çevresinde yer alırdı. Bunlar arasında hem
konser salonu, hem de kent meclisi olarak hizmet veren Buleterion da vardı.
Bin 400 kişilik bu binanın üzeri çatıyla örtülüydü. |
Devlet
Agorası'ndan şehir merkezine doğru inen Kuretler Caddesi, resimde görülen
Herkül Kapısı'nın ötesinde uzanırdı. İnanılmaz 12 büyük işi başarmış
olduğuna inanılan Herkül, kapının sütunlarını süsleyen bu alçak
kabartmada, Neme aslanını öldürdükten sonra derisini yüzüp manto
yapmış. |
||||||
Kuretler
Caddesi Efes'in Şanzelize' siydi desek abartmış olmayız. Mermerle kaplı
8 metre genişliğindeki caddenin sağında ve solunda sütunlu revaklar
ve bu revakların arkasında da dükkanlar vardı. Her sütunun önünde
bir heykel yer alırdı. Günümüze bunların sadece kaideleri ulaşabilmiştir.
Caddenin altında, 3 metre derinliğinde, 2 metre genişliğinde ana
kanalizasyon şebekesi vardı. Aynı dönemde İtalya'nın Pompei kentinde
tüm pis sular caddelerden akardı. Caddelerde karşıdan karşıya
geçmek için yuvarlak kesilmiş taşlar yerleştirilmişti. Efes'te ise
caddeler çeşmelerden taşırılan sularla yıkanır, bu sular ve yağmur
suları değirmen taşlarını döndürmede kullanılırdı. |
|||||||
Efes'in
"Küçük bir mücevher" niteliğindeki diğer bir yapısı da
resimde görülen anıtsal kapıdır. Kuretler Caddesi üzerinde yer alan
bu kapı öteden beri Hadrianus Tapınağı olarak bilinirdi. Ancak
son kazılar ışığında arkeologlar, Hadrianus Tapınağı'nın
limana yakın bir yerde M.S.2'inci yy'da inşa edildiğini, 5'inci yy'da
ise o tapınağın kutsal alanının giriş kapısının Kuretler
Caddesine taşınarak Hadrianus'un anısının yaşatıldığını ifade
ediyorlar.
|
|||||||
|
|||||||
...ve
TİYATRO...Arkeolojik bulgular, Efes'te ilk tiyatronun, şehrin kuruluşuyla aynı tarihlerde inşa edildiğini kanıtlamıştır. Hellenistik dönemde inşa edilen bu ilk tiyatro, daha sonra, Roma döneminde büyütülerek kapasitesi üç misline çıkartılmıştır. Günümüzde ziyeret edilen tiyatro, 24 bvin kişilik roma tiyatrosudur. Resmin solunda kalıntıları görülen sahne binası aslında en yukarıdaki oturma yerlerine kadar yükseliyordu (Antalya'daki Aspendos tiyatrosunu hatırlayın). Tiyatronun üzeri açıktı. O dönemde tiyatro etkinlikleri gündüz yapıldığından, sahne binasının çatısı ile oturma sıraları arasına gerilen brandalarla gölgelik alanlar yaratılmaya çalışılırdı.
|
|||||||
Bu
resimde ise, Arcadius Caddesi'nden tiyatroya doğru bakıyoruz. Resim küçük
olduğu için farkedilmiyor ama, antik kenti gezerken bu noktaya gelindiğinde,
tiyatro tüm görkemini hissettiriyor. Tiyatronun faal olduğu dönemlerde
oturma yerlerini bu şekilde görmek olanaksızdı çünkü yukarıda da
belirttiğimiz gibi, sahne binası eu üst sıralara kadar yükselirdi.
Liman, bu resme oranla, 150 metre kadar arkamızda kalıyor. Rıhtımdan
şehir merkezine doğru gelen gemicileri tiyatro binası işte böylesine
görkemli bir şekilde karşılıyordu. Sağdaki
fotoğraf ise bir öncekinin çekildiği noktadan 180 derece geri dönülerek
çekilmiş. Bu resimde de, Arcadius Caddesi'nin limana uzanan kısmını
görüyoruz. 11 metre genişliğinde, mermerle kaplı caddenin her iki
tarafındaki revakların arkasında butikler vardı. Efes'liler taa Mısır'a
kadar zeytinyağı ve şarap ihraç eder, karşılığında da tahıl
ithal ederlerdi. Bu caddyi çevreleyen dükkanlarda ise çocuklar için
oyuncaktan baharata, rengârenk kumaşlardan tütsülere kadar aklınıza
ne gelirse satılırdı. |
|||||||
| NASIL GİDİLİR?: Kuşadası'ndan Efes'e Selçuk dolmuşlarıyla gidilir. Ancak dolmuşlar sizi "Aşağı Kapı" denilen çıkış kapısına bir kilometre kala, Kuşadası-Selçuk karayolu üzerinde, bir taksi durağının önünde bırakacaklardır. Bizim önerimiz, dolmuştan inerinmez bir taksiye binerek "Yukarı Kapı"ya gitmenizdir. Çünkü Efes'i Yukarı Kapı'dan Aşağı Kapı'ya doğru gezerseniz yorulmazsınız, aksi takdirde, yokuşu tırmanmank zorunda kalacak ve büyük olasılıkla yarıyoldan geri döneceksiniz. | |||||||
| Ferah Top'un yazısı, Rehber Ergül Kocamaz'ın resimleri ile "Efes'e Tepeden Bakmak" isterseniz burayı tıklayın. | |||||||