Aydın'ın Söke ilçesine bağlı Güllübahçe Köyü'nün arkasında yükselen Samson (Mikale) dağlarının yamaçlarında kurulu kentin  adı Priene idi. Günümüzde gezilen kent, M.Ö.350 yılı dolaylarında inşa edilmiş olan ikinci Priene'dir. Birinci Priene'nin nerede olduğu henüz bulunabilmiş değil. Büyük Menderes'in alüvyonlarının altında kaldığı için terkedildiği düşünülüyor.
Bugünkü Söke ovasının bulunduğu Meandros (Büyük Menderes) havzası, antik dönemde büyük bir körfezdi. Bu körfezin kıyılarını süsleyen çeşitli kentler, özellikle Marmara ve Karadeniz kıyıları başta olmak üzere, uzak diyarlarda kurdukları koloniler ve buna bağlı deniz ticareti sayesinde zenginleşmişlerdi. Bu zenginlik ve greko-romen felsefenin "Herşey insan için" şeklinde özetleyebileceğimiz bakış açısı, ticaretten kazanılan paranın şehircilik, mimari ve güzel sanatlara akıtılmasını beraberinde getirdi.

Myus, Herakleia, Milet ve Priene, o zamanki adıyla Latmos Körfezi'nin kıyılarını süsleyen başlıca liman kentleriydi.Ancak Büyük Menderes'in getirdiği alüvyonlar körfezi doldurunca önemlerini yitirdiler ve önce Myus, ardından Herakleia, son olarak da Priene ve Milet tarih sahnesinden silindiler. Milet'li hemşehrimiz Hipodamos'un icadı olan ızgara modelli  kent planı yeni kurulan Priene'de başarıyla uygulandı. Kentin ayakta kalmayı başarmış binalarından 5 bin kişilik tiyatro, Türkiye'de otantik Yunan tiyatrosu özelliklerini taşıyan en iyi örnek olarak kabul edilir (Bölgeye daha sonra egemen olan Romalılar tiyatroları büyüttüler ve tiyatro mimarisinin yapısal özelliklerinde temel değişikliklere gittiler). Priene tiyatrosu hem komedi ve trajedilere, hem de Halk Meclisi'ne ev sahipliği yapardı. İlk sırada, protokola ayrılmış 5 adet mermer koltuk vardı. Halk Meclisi'ne oy verme hakkını kazanmış tüm erkekler katılır, oylama el kaldırılarak yapılırdı. Tüm konuşmacılara eşit süre vermek üzere tasarlanmuş olan su saatini sahnenin solunda görebilirsiniz.  

Yukarıdaki resimlerde ise Temsilciler Meclisi binasını görüyorsunuz. Soldaki fotoğraf aşağıdan Mikale dağlarına doğru, sağdaki fotoğraf ise, Mikale dağlarına sırtını dönerek, aşağıya, Söke ovasına doğru çekilmiştir. Bu binalara Buleterion adı verilirdi. Buleterion'lar genelde yarım daire şeklinde inşa edilirken, Priene'de dikdörtgen olarak tasarlanmıştı. 650 kişilik bu binanın üstü kiremitli bir çatıyla kaplıydı.
Şimdi de kentin en önemli yapılarından Athena tapınağının önündeyiz. Kentin koruyucu tanrıçasına adanan tapınağın mimarı Pytheos'dur. Pytheos, Halikarnas (Bodrum)'daki Kral Mozol'un mozolesinin mimarı olarak  bilinir. Bu mozole dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilmiştir. Priene'deki tapınağa dönecek olursak; bu bina kentin ilk kurulduğu M.Ö.350'li yıllarda inşa edilmiştir. Ön ve arka cephesinde 6, uzun kenarları boyunca  ise 11'er sütun vardı. Bu sütunlardan beşi arkeologlar tarafından ayağa kaldırılmıştır.
Türkiye'de antik kentleri kazan tüm yabancı arkeologların yaptığı gibi Priene'yi kazan Almanlar da ilk önemli buluntuları yurt dışına kaçırmışlardır. Sağdaki siyah-beyaz fotoğrafta Berlin Müzesi'nde sergilenen "Made in Priene" eserleri görüyorsunuz. Bu resmin üzerine tıklarsanız resmi büyüterek tüm ayrıntıları görebilirsiniz. Ortada ion düzeninde, kanallı sütun, onun üzerinde yine aynı düzende sütun başlığı, baştaban ve frizler görülmekte. Sütunun sağ ve sol tarafında ise yine Athena tapınağı dolaylarında bulunan heykel, friz parçaları ve yazıtlar görülmekte.
Aşağıdaki resimde ise,  yine Athena tapınağının frizlerinden,
yurt dışına kaçırılamamış bir parçayı görüyorsunuz. Aslanın ağzının açık olduğunu düşünün. Çatıdan akan yağmur suları, eşit aralıklarla yerleştirilmiş olan bu aslan ağızlarından aşağı akardı.
Küçük (15-20 bin nüfuslu) ama son derece uygar  bir plan uyarınca inşa edilmiş olan kent, üyesi olduğu İon Konfederasyonu'nun senede bir düzenlenen
Panionion  etkinliklerine de ev sahipliği yapardı. Bu etkinlikler, Mikale dağlarının kuzey yamaçlarında, bugünkü Güzelçamlı beldesinin sınırları içinde kalan alanda yapılırdı (Güzelçamlı Belediyesi'nin kültür fukarası olması nedeniyle gerektiği gibi değerlendirilemiyor). 12 ion kentinden gelen temsilciler ortak sorunlarını burada tartışır, müşterek düşmanlarına karşı takınacakları ortak tavrı belirler ve dini ayinlerle tanrıları kendi taraflarına çekmeye çalışırlardı. 
KONUMU: İzmir'in 134,  Kuşadası'nın 42 km güneyinde, Aydın'ın 67 km güneybatısında  yer alır.
NASIL GİDİLİR?: Priene'ye ulaşım son derece kolaydır. Kuşadası'ndan Söke'ye, oradan da Güllübahçe'ye giderseniz Priene karşınıza çıkacaktır. Priene'den geriye kalan binaların tümünü bu sayfada anlatmıyoruz. Son derece iyi durumdaki surları, Mısır tapınağı, Bizans kilisesi, agorası, Büyük İskender'in kaldığı ev, okulları ve diğer kamu binaları ile Priene gerçekten de görülmeyi ve daha da önemlisi anlaşılmayı hak eden bir antik kent.