|
CEMRE Geçen hafta İstanbul’da ne güzel bir hava vardı. Tur boyu, gezdirdiğim büyük aile sürekli ne denli şanslı olduklarını söyleyip duruyordu. Hakikaten de öyleydiler. Ve ben de elbette. Yine o günlerde öğrendim ki meğerse küçükken düştüğünü neden göremediğimi düşünüp düşünüp üzüldüğüm cemreler birer birer düşmüşler havaya, suya ve toprağa. İşte bu yüzden birdenbire ani değişiklikler olacak Mart sonuna değin. Gerçi hava bu; Nisan’da ya da –hatta- Mayıs’ta kar yağdırdığını da gösterdi ya bana.
Okuduğuma göre, birer hafta arayla
düşüyormuş cemre havaya, suya ve toprağa. İlki; 19-20 Şubat; ikincisi
26-27 Şubat ve üçüncüsü 5-6 Mart . En fazla direnen de toprak olurmuş.
Gerçekte de öyle değil midir? Kuru bir parça toprağa verilen onlarca kez
su, ekilen tohumun sayısız defa yok olmasına sebep olabilir; ama uzun uzun
beklersiniz sabırla. Bu bekleyişin sonunda size verebileceğinin en
fazlasını verir sonunda. “Yeryüzü güneş ışınlarını yutarak önce kendi ısınır, sonra atmosfer ısıtır. Açık bir günde, atmosferin alt tabakasından geçen güneş enerjisi, yer yüzeyi tarafından yutulur. Dolayısıyla yer yüzeyi ısınır. Yüzeydeki hava ısındıkça, yüksekteki havadan daha az yoğun hale gelir. Isınan hava yükselir ve daha soğuk olan hava çöker. Yükselen hava, genişler ve soğur. Su buharı, bulut damlacıkları şeklinde yoğunlaşarak, hal değişim ısısından dolayı, havanın ısınmasını sağlar. Bu sırada dünya karbondioksit ve su buharı tarafından yutulup tekrar yayınlanan kızılaltı ışınları yayınlar. Gazların yoğunluğu, dünya yüzeyinde daha az olduğundan yutma işleminin büyük bir kısmı, yüzeye yakın katmanlarda gerçekleşir. Dolayısıyla atmosferin alt tabakaları aşağıdan yukarı doğru ısıtılmış olur. “ diyor meteorolojik bilgiler. Bense cemre sözcüğünün “kor” anlamına gelmesiyle daha çok ilgileniyorum. Divan şairlerinin, cemre zamanlarında yazdıkları şiirleri – Cemreviye- düşünüyorum. İnanışa göre, Araplar çok soğuk dönemlerde mağaralara girerler ve kendileriyle birlikte koyun, inek, öküz vs. hayvanlarını da yanlarına alırlarmış. Soğuktan korunmak için de kendileri ve hayvanları için birkaç ateş yakarlarmış. Soğuğun azaldığını hissettikleri zaman ateşi birer birer söndürürlermiş. Ve buna "sukut-u cemre" derlermiş. Çinliler ise soğuğun
şiddetli zamanlarında evlerinde üç soba ve ocak yakarlar, soğuk kırıldıkça
sobaları birer birer söndürürlermiş. Buna da sükutu cemerat denilirmiş. Bu
tanımdan dolayı cemrelerin düşmesi tabiri, hava,toprak ve suda soğukluk
şiddetinin kırılmasını ifade edermiş. (Osmanlı
Tarih Deyimleri ve Terimler Sözlüğü ) Bu gün, cemrelerin artık ısıtmaya başladığı bu gün- birdenbire ısınacak, göreceğiz - beklenen konukları geldi. Çocukluğumdan kalan, çocukluğumdan bu güne taşıdığım bir arkadaşım olmadı. Anadolu’da, o şehirden bu kasabaya sürekli gezdiğimizden, çocukluk arkadaşı olanlara hep şaşırarak baktım . Şimdi kendime arkadaşımın bebeğinden pay çıkarıyorum. Çocuğumun bir çocukluk arkadaşı olacağına çok seviniyorum, düşündükçe daha mutlu oluyorum.
NOT: Serap ve Ziya Akış ve bebekleri için...
S.Kali 15 mart 2006 |