Kruvaziyer Turizmin Başkenti
Kuşadası
02.07.2007
|
|
|
Kuşadası Aydın iline bağlı bir turistik ilçe ancak ilçeyi bir il ile
bağdaştırmak ise çok yanlış. Çünkü Kuşadası denince akla Aydın değil
turizm gelmektedir. Turizmle iç içe yaşamayanların dışında
Kuşadası’nın Aydın’a bağlı olduğunu insanlar çoğunlukla ya bilmez ya
da karıştırır. Kuşadası denince akla ilk gelen tabi ki turizm
oluyor. Kuşadası’nın turizmle tanışması Türkiye’deki birçok turistik
merkezinkinden bile eskiye dayanmaktadır. |
 |
 |
 |
|
|
Tarihi zengin
Türkiye’deki pek çok yer gibi Kuşadası’nın da zengin bir tarihi
geçmişi bulunmaktadır. Bu tarihi zenginliğe doğal güzelliğini ve
turizmle erken tanışmasını da eklersek Kuşadası birçok turizm
merkezinden öne çıkıyor. Kuşadası İyonlar tarafından Efes’e bağlı
Neopolis adıyla bilinen Yılancı Burnu mevkiinde kurulduğu sanılmaktadır.
Kuşadası, M.Ö. V. yüzyıl başında Perslerin egemenliğinde, M.Ö. 64
yılında Romalıların ve daha sonra da Bizanslıların hakimiyetinde
bulunmuştur. Ortaçağlarda Venedik ve Cenevizliler buraya Scalanova yani
Yeni İskele adını vermişlerdir. 1413 yılında 1. Mehmet Çelebi zamanında
Osmanlılar tarafından zapt edilmiş ve içinde pek çok kuş yuvası bulunan
Güvercin Ada’ya itafen adına Kuşadası denmiştir. Kuşadası 1865 yılında
ilçe olmuştur. İlçe 1957 yılına kadar İzmir’e bu tarihten sonrada
Aydın’a bağlanmıştır. Dediğimiz gibi tarihi ve doğal güzellikleri ile
kendini kabul ettiren Kuşadası turizmin de lokomotif etkisi
göstermesiyle adını duyurmuştur.
Coğrafi konumu
İlçe Ege denizi kıyısında Kuşadası adıyla anılan körfezin
yamaçlarına kurulmuş ve güneye doğru daralan yarım hilal biçiminde gün
geçtikçe genişlemiştir. Aydın’ın batısında bulunan ilçe, doğusunda
Ortaklar bucağı, güneydoğusunda Söke ve kuzeyinde Selçuk ilçesi ile
çevrilmiş. Deniz seviyesinden yüksekliği 5 metre olan Kuşadası’nın ilçe
merkezinin doğusunda Pilav dağı ile Kalafat dağı, batısında ise Kilise
dağı bulunmaktadır. İlçenin en belirgin geçim kaynağı tabi ki turizmdir.
Kuşadası her geçen gün gelişmekte olan turizmi ile adını yurt dışına
duyurmaya devam etmektedir. Turistler Kuşadası’na deniz ve karayolu ile
giriş yapmaktadır. İlçede gümrük giriş-çıkış kapısının bulunması
turizmin gelişmesindeki en önemli etkenlerden biri durumundadır. İlçeye
gelen milletler ise çeşitlilik göstermekte olsa da en fazla Almanlar
tarafından ilgi görmektedir. Almanları, İngiltere, Amerika, Fransa,
Rusya, Hollanda ve Belçika takip ediyor.
Çevresi cazip
Tarihi ve doğal güzellikleri kadar Kuşadası’nın yakın olduğu
bölgelerin de turistlere hitap etmesi ilçeyi daha da çekici yapıyor.
Efes, Milet, Priene, Didim, Pamukkale, Afrodisiyas, İzmir, Bergama gibi
önemli turistik mekanlara gitme fırsatını iyi değerlendiren Kuşadası
turisti sıkıldığı zaman gezebileceği mekan konusunda bir sıkıntı
yaşamıyor. Kuşadası’ndan bu bölgelere ulaşım da bir o kadar da kolay.
Kuşadası Limanı
Kuşadası son yıllarda kruvaziyer turizmi ile de bir hayli
gündemde bulunuyor. Özellikle son 5 yılda büyük bir yol kat eden
Kuşadası, Akdeniz turuna çıkan gemilerin mutlaka uğrak noktalarından
biri durumunda. Her sene yüzlerce geminin demir attığı Kuşadası Limanı
bu konuda turizmin yurt dışına açılan kapısı konumunda bulunuyor. Gemi
ile Kuşadası’na gelen turistler çoğunlukla Efes ve Meryemana’yı gezerek
hacı oluyorlar. Daha sonra da büyük alışveriş merkezlerine
yönlendirilerek tüketim yapmaları sağlanıyor. İşte bir sıkıntı da burada
çıkıyor. Bu sıkıntı ise yıllardır esnafın derdi durumunda. Esnaf
turizmden yeterince yararlanamıyor. Tabi bu esnafın düşüncesi.
Esnaflarla konuştuğumuz zaman onlar turistin şehir merkezine
bırakılmadığını büyük alışveriş merkezlerine yönlendirildiğini ifade
etti.
Acentalar yönlendiriyor
Kuşadası Limanı bazı günler 7 geminin birden demir attığı
zamanlar oluyor. Bu da aynı gün içinde binlerce turistin Kuşadası’na
gelmesi demek. Ancak tur operatörleri yabancı misafirleri anlaşmalı
oldukları büyük alışveriş merkezlerine otobüslerle götürmesi sonrasında
Kuşadası merkezi gemilerle gelen turistten yoksun kalıyor. Binlerce
turist alışveriş merkezlerinden dilediği gibi alışveriş yaparken esnaf
ise sinek avlamaya devam ediyor. Bu da esnafın en büyük sıkıntısı
durumunda. Ancak şöyle bir durum da var; Kuşadası sokaklarını gezerken
bunu daha iyi görebiliyor insan. Özellikle turistler hanutçulardan ve
yedikleri kazıklardan şikayetçi. Bu şikayetler bazen yüksek miktarlarda
tazminatlara neden oluyor. Acentalar şikayetlerden başını kaldıramıyor.
Bu böyle olunca acentalar turistlere tur satarken sağlıklı alışveriş
yapabilecekleri yerler tavsiye ederek turistin rahatı için şehir
merkezine bırakmıyor. Bu da turistin rahat bir tatil geçirmesi ve
rahatsız edilmeden gezebilmeleri için tek çare.
Ticari disiplin
Acentaların da esnafında haklı olduğu durumlar var ancak esnaf hanutçu
kullanarak ve turiste kazık atarak acentalara koz vermiş durumda. Çünkü
imitasyon bir spor ayakkabıyı yüksek miktarlarda fiyat biçerek turiste
satarsanız ve o turiste zorla satış yapmaya çalışırsanız o turistte
alışveriş yapmaz. Çözüm ise tamamen otokontrol. Yani bir ticari disiplin
sağlanması şart. Bu otokontrolün sağlanması durumunda belki turistin bir
kısmı şehir merkezine bırakılabilir. Ancak bu durum yıllardır böyle
devam ediyor ve böyle de devam edecek gibi. Yani turistin rahat ve
istediği gibi bir tatil yapabilmesi için acenta turisti şehir merkezine
götürmeyecek esnaf da ‘Şehre turist bırakmıyorlar’ diye yakınmaya devam
edecek. Tek çare sağlıklı bir iletişim ve otokontrol. Tabi bir de
komisyonlar var. Ödenen yüksek miktardaki komisyonun çıkartılabilmesi
için acenta anlaşma yaptığı alışveriş merkezine turisti yönlendiriyor.
Acenta hem komisyondan para kazanıyor hem de turistin rahatsız edilmeden
tatil yapmasını sağlıyor.
Acenta organizasyonu KAYMAKAMI AHMET ALİ BARIŞ
Kuşadası kruvaziyer turizmi ve yaşadığı sorunları yerel
yönetici, dernek ve oda başkanları ile konuştuk. İlk olarak Kuşadası
Kaymakamı Ahmet Ali Barış’ı ziyaret ettik. Bizi çok sıcak bir şekilde
karşılayan Kaymakam Ahmet Ali Barış’a ilk olarak esnafın yakınmalarından
bahsettik. Kaymakam Barış, Dünya’nın her yerinde turistlerin acentalar
tarafından yönlendirildiğini belirterek, olması gerekenin turistlerin
serbest bir şekilde tatil yapmaları gerektiğini söyledi. Barış,
“Turistler şehri gezsinler alışveriş yapsınlar yemek yesinler taksiye
binip rehber tutsunlar ama bu işi acentalar organize ediyor. Buraya
gemilerle gelen turistlerin zamanı kısıtlı. Efes ve Meryem Ana’ya
giderlerken bazı ihtiyaçlarını yolda karşılıyorlar. Yemekse yemek
alışverişse alışveriş yapıyorlar. Bunu da acentaların yönlendirmesi ile
yapmak zorundalar. Bu organizasyon dünyanın her yerinde olan
organizasyondur. Ama ben isterim ki turist şehirde gezebilsin” dedi.
Alternatif bulunmalı
Bazı konularda sıkıntılar olduğunu ifade eden Kaymakam Barış, bu
sıkıntıların acentaların turisti yönlendirmesine yol açtığını söyledi.
Bu sorunların başında hanutçuluğun geldiğini belirten Kaymakam Barış,
“Adam dükkanının önünden geçen turisti hanutçu aracılığı ile zorla
dükkana sokuyor. Üç kuruşluk sahte malı değerinin çok üzerinde bir
fiyatla satıyor. Hijyenik olmayan bir yemeği sunuyor turiste. Eğer esnaf
hanutçu kullanmazsa, turisti kazıklamazsa ve turiste rahat bir tatil
imkanı verirse bizim elimiz güçlenir ve o zaman esnafı korumak için
gereken koz elimize geçer. Bizde acenta ile konuşuyoruz. Ama acenta
kendini riske atmak istemiyor. Esnaf acenta için gerekçe oluyor turisti
büyük alışveriş merkezlerine yönlendirmek için. Kuşadası’nın çarşısını
ayrı bir alternatif olarak sunabilirsek bir şeyler olur. Ama bunu el
birliği ile yapmamız lazım. Bende çok arzu ederim turistlerin çarşıda
gezinsin alışveriş yapsın diye. Ama herkesin çuvaldızı kendisine
batırması gerekiyor” diye konuştu.
Türkiye’nin de
sorunları
Kaymakam Barış son olarak şunları söyledi, “Kuşadası’nın kruvaziyer
gemilerinin başlangıç limanı olması çok daha iyi olur. Bu konuda
çalışmalar var. Mesela bir liman belirleniyor ve turistler o limanın
bulunduğu bölgeye uçaklarla gelerek bir iki gün konaklama yapıyor ve
daha sonra gemilerine binerek gezilerine başlıyorlar. İnsanlar gelip
Akdeniz çanağındaki gezilerine Kuşadası’ndan başlarlarsa çok güzel bir
olay olur. Türkiye’de turizm konusunda bir takım sorunları var ancak bu
tüm Türkiye’nin de sorunları. Bu sorunlardan kurtulmanın en önemli yolu
marka olmaktan geçer.”
Liman
kenti BELEDİYE BAŞKANI FUAT AKDOĞAN
Kaymakamlıktan çıkıp Kuşadası Belediyesi’ne geçtik. Belediye
Başkanı Fuat Akdoğan, Kuşadası'nın bir liman kenti olması nedeniyle,
Kruvaziyer turizmin kentin turizm yapısının büyük bir bölümünü
oluşturduğunu söyledi. Türkiye’nin diğer turizm bölgeleri ile
karşılaştırıldığında Kış aylarında yaşanan ve ölü sezon olarak
değerlendirilen aylarda bile, Kuşadası’nın kruvaziyer turizmi ile
canlılığını sürdürmeye devam ettiğini belirten Başkan Akdoğan, “Diğer
turizm bölgelerinde sezonluk olarak açılan alışveriş mağazalarını
Kuşadası’nda yılın 12 ayı açık görebilirsiniz. Bu da tabiî ki Kruvaziyer
Turizm’in yaklaşık 12 ay sürekli hareketliliğinden kaynaklanmaktadır”
dedi.
Farklı açılımlar
Limana yanaşan gemilerin Türkiye’de kalma sürelerinin ortalama
5-6 saat arasında olduğunu ifade eden Başkan Akdoğan, “Bu zaman zarfında
gelen turistler tarihi yerleri gezip, limana yakın mağazalardan kısa
sürede de olsa alışveriş yapma imkanı bulmaktadır. Ancak gelen gemilerin
ülkemizde kalış sürelerini göz önüne aldığımızda, limana uzak olan
mağazalar gelen turistlerden faydalanamamaktadırlar. Gemilerin limanda
kalış sürelerinin uzatılabilmesi için Devletin vergilendirme sisteminde
indirme gitmesi gerekmektedir. Limanda daha fazla kalan gemiden daha az
vergi almak; gemilerin kalış sürelerini uzatarak, farklı açılımlar
yaratabiliriz. Geçtiğimiz günlerde arıza yüzünden 1,5 gün burada kalan
bir geminin müşterisi, tüm Kuşadası’nı dolaşarak bol bol alışveriş
yapmış, bar ve restoranlara gitmiştir. 1,5 günlük bu hareketlenme
esnafın yüzünü güldürmeye yetmiştir” dedi. |
Yükselen grafik
Son olarak kruvaziyer turizmi ile ilgili beklentileri de
değerlendiren Başkan Fuat Akdoğan, “Kuşadası limanı özelleştiğinden bu yana
limana gelen gemi rakamları her yıl giderek artan bir grafik çıkarmaktadır.
2003 yılında özelleştiği zaman 400 civarı olan gemi sayısı ve 350.000 civarı
olan gelen turist sayısı 700’lere ulaşmış, gemilerin büyümesi sonucu gelen
turist sayısı 800.000’i geçmiştir. Hedef 12 ay aktif olan bir liman ve 1000
gemi ile 1.500.000 kişidir. Bu hedefe ulaşmak son 2 yılda görülen artış ile
mümkün olacağı çok açıktır.”
Önemli bir liman BÜLENT İLBAHAR
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Kuşadası Bölgesel Yönetme Kurulu
Başkanı Bülent İlbahar ise Kuşadası’nın kruvaziyer turizmi açısından büyük
bir önem taşıdığını söyledi.
İlbahar’a da esnafın sıkıntısından bahsettik. İlbahar ise , “Gemi burada
durduğu zaman turistlere Efes ve Meryemana turu satılıyor. Zaten bir günleri
var. Yani sabah geliyor gemi otobüslerle Efes ve Meryemana’ya gidiyorlar
orada gezip yemeklerini yiyorlar. Turistleri getiren firma turistlere bu
turları satıyor. Acente bütün organizasyonu yapıyor. Ve böylece para
kazanıyor. Böyle olunca limana yakın işletmeler ve esnaf tabi bu turistten
çok çok az para kazanabiliyor. Yani acentenin para kazanabilmesi için bu
turu organize etmesi gerekiyor. Esnafında para kazanabilmesi için taşın
altına ellerini sokmaları lazım. Yani acentaların da masrafı var sonuç
olarak bunu çıkarmak zorundalar. Acentalar komisyon ile para kazanıyor”
dedi.
Komisyonlar abartılı
Gemiler de çok abartı komisyon istediğini belirten İlbahar, “Yüzde
40 civarında komisyon istiyorlar. Bu parayı çıkarmak içinde alışveriş
merkezleri mesela halıyı 7 katı fiyatına satıyor. Bu bir dezavantaj. Tabi bu
kazancın daha cuzi olması lazım. Turist kazıklanıyor. Turist buradan deri
mont alıyor ülkesinde o deri mont daha ucuzdur. Kuyum desek o da öyle. Yani
kruvaziyer turizmden esnafın para kazanma gibi bir durumu yok. Çünkü turisti
getiren acenta bunun organizasyonunu yapıyor. Yani yarım saat ya da bir saat
turistin çarşıya bırakılması gibi bir çare olmaz. O yarım saatte turist
anlaşma yapılan alışveriş mekânlarına yönlendiriliyor. Turistin eline broşür
veriliyor buralardan alışveriş yapın diye” şeklinde konuştu.
Önüne geçilemiyor
Kuşadası’nda turistin en büyük şikâyetinin hanutçuluk olduğunu belirten
İlbahar, bu konu hakkında da “Hanutçuluğun önüne geçilemiyor. 1995 yılında
başladı hanutçuluk ve önünü alamadılar. Ceza veriliyor ama bir türlü önüne
geçilemedi. Turist şikâyet ediyor rahat alışveriş yapamadıklarından dolayı.
Turistleri rahat bırakacaksınız. Ama bizde öyle değil ki turist köşeden
göründüğü zaman laf atmaya başlıyorlar. Bu böyle olmaz. Hanutçuluk konusunda
daha sert cezalar verilmeli. Turist sevmiyor hanutçuyu rahatsız oluyor” diye
konuştu. Kruvaziyer turizmini geliştirmenin kendi ellerinde olduğunu
söyleyen İlbahar, bunun için limanın kapasitesini arttırılması gerektiğini
dile getirdi, İlbahar, “Yani bir tane daha liman yapılabilir. Çünkü talep
var. Efes olduğu sürece kruvaziyer turizmi Kuşadası’nda işler. Kruvaziyer
turizmi çok fazla krizlerden etkilenmiyor. Bu sene gemi sayısı geçen seneden
fazla. Bunu arttırabiliriz ama zaten kendi kendine de artıyor. Limanın
büyüdüğünü ve aynı anda 10 geminin limanda durduğunu düşünün. 10 bin kişi
birden Kuşadası’na gelecek demektir” ifadelerini kullandı.
Can damarı AZİZ GÜNGÖR
Kruvaziyer turizmi hakkında konuştuğumuz bir diğer isim ise Kuşadası Limanı
Genel Müdürü Aziz Güngör oldu. Güngör, 60’lı yıllarda inşaa edilen ve şu
anda da Ege Ports tarafından yeniden yapılandırılarak modernize edilen
limanın Kuşadası’nın başta turizm olmak üzere sosyal yaşam anlamında da can
damarı durumunda olduğunu söyledi. Dünyada kruvaziyer turizmi dendiği zaman
Kuşadası’nın çok önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Güngör, “Bu önem
Ege Ports’un başta Amerika, Avrupa ve Asya kıtasında katıldığı fuar,
konferans ve toplantılar ile adeta perçinlenmiştir. Öyle ki yapılan
yatırımlar ve pazarlama çalışmaları ile Ege Ports bugün kruvaziyer
dünyasının en çok tercih ilk 16 limanı (300 liman arasından) arasında yer
almaktadır. Önümüzdeki dönemde hedefimiz ilk 10 liman arasına yükselmektir.
Nitekim, 2007 Denizcilik ödülleri arasında en iyi kruvaziyer limanı seçilmiş
ve ‘Altın Çıpa’ ödülüne layık görülmüştür” dedi. “Kruvaziyer turizmi
konusunda Kuşadası’nın en önemli eksikliği mevcut limanın uluslararası
standartlara sahip tesislerden ve kaliteli hizmetten yoksun oluşuydu” diyen
Güngör, bu eksikliğin limanın Ege Ports’a devrinden kısa bir süre sonra
yapılan yatırımlar ile giderildiğini söyledi. Güngör, “Bunun dışında gemi
turistinin şehirde ve civar çevrede rahat, keyifli ve ticari tacizden uzak
vakit geçirmesi konusunda büyük sıkıntılar mevcut. Ülkemize gelen turistler
hala en çok bu konudan şikayetçi oluyorlar. Bu kapsamda yine, limanın
süreksel ve hızlı büyümesi dikkate alınarak şehirdeki altyapı, ulaşım,
rehberlik, enformasyon, güvenlik gibi birçok hizmetin de bu büyümeye paralel
olarak artırılması gerekmektedir” dedi.
Güvensiz alışveriş
Kruvaziyer yolcularını aynı zamanda alışveriş yapma güdüsü gelişmiş
ve yüksek olan turistler olarak tanımlayan Güngör, “Tur acenteleri bu
noktada kendi turlarına katılan gemi yolcularını, güvenli, ticari tacizden
uzak, rahat alışveriş ortamı sağlayan ve bu ortamı sonuna kadar taahhüt eden
ticari kurumlara yönlendirebilmektedir. Ancak, tur acentelerinin gemi
turistini güvensiz alışveriş ortamından korumaya yönelik bu tarz tedbirleri
maalesef zamanla yine kendi içerisinde kapalı, dolayısıyla ticari faydası
geniş kitlelere yayılamayan bir ticaret şekline dönüşmektedir. Diğer
taraftan bir geminin yüzde 60 ila yüzde 70’i turlara katılırken geriye kalan
yolcular ise şehir merkezine serbestçe dağılmaktadır. Ancak en çok şikayetin
de yine şehre dağılan bu kesimden geldiğini de hatırlatmakta yarar var.
Unutulmamalıdır ki gemi yolcusu öncelikle kazıklanma korkusu hissetmeyeceği
ve taciz edilmeyeceği bir ortam aramaktadır. Sonuç olarak gemi yolcusu ile
gelen ticari faydanın şehirde ticaret yapan geniş kitlelere yayılması için
öncellikle şikayete konu geniş kitlelerin kendi içerisinde bir oto-kontrol
mekanizması geliştirerek ticari disiplini ve düzeni sağlaması gerekmektedir”
şeklinde konuştu.
Home Port
Kruvaziyer firmalarının az zamanda çok yer gösterme iddiasında olan
firmalar olduğunu açıklayan Güngör bu konuda da şöyle konuştu; “Yolcularına
7 ile 14 gün arasında değişen bir tatil süresi içerinde birçok ayrı ülkeyi
ve şehri göstermek isterler. Bu durum gemilerin limanlarda geceleme
yapmasına ve daha uzun süreler kalmasına engel olmaktadır. Seyahat
programında yer alan limanların birbirine olan yakınlığı, uzaklığı da bu
hususta önemli rol oynamaktadır. Ayrıca son yıllarda gemi ile tatil yapma
fiyatlarının da hızlı düşmesiyle “onboard revenue” olarak tabir edilen
gemide sunulan ürün ve hizmetlerden gelir elde etme eğilimi son derece önem
kazanmış bulunmaktadır. Bu durumda firmalar yolcuların gemi üzerinde daha
çok zaman geçirmesini sağlayacak düzenlemelere gitmektedirler. Dolayısıyla
Kuşadası Limanı gibi transit yolcu limanları gece kalışlarının çok ender
gerçekleştiği yerlerdir. Bu bakımdan ‘Home Port’ olarak tabir edilen gemi
yolculuğunun başlama ve bitiş noktası olan limanlarda yer hizmetlerinin
tamamlanabilmesi bakımından geceleme kaçınılmazdır.”
Meryemana ve Efes SERDAR AKDOĞAN
Kuşadası ticaret yaşamını yakından takip eden Kuşadası Ticaret
Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Akdoğan da Kuşadası Limanı’nın öneminden
bahsetti. Kruvaziyer turizmin 1960’lı yılların sonunda limanın olmadığı
dönemde sandallarla getirilen turistlerle başladığını hatırlatan Akdoğan,
“Efes ve Meryemana’nın Kuşadası’na yakın olması dışında Kuşadası körfezinin
derinliğinin büyük gemilerin seyretmesinde mümkün olması da limanın önemli
artılarından. Böyle bir su derinliği büyük gemi turizmine imkan tanırken yat
turizmine olumsuz etkileri var. Bu da doğal bir şey” dedi.
Kitle turizmi
Kruvaziyerden daha çok verim alınabilmesi için ‘turizm niçin yapılıyor’,
‘turizm ne için gerekli’ sorularına yanıt aranması gerektiğini söyleyen
Akdoğan, “Turizmin en önemli faktörü ekonomi. Biz bir zamanlar insanları ev
pansiyonculuğuna teşvik ederdik para kazanmaları için. Ama Türkiye’nin genel
durumuna baktığınız zaman turizm halka değil belli kesimlere kaymış durumda.
Artık turizm gelirleri halka yayılmıyor. Alanya’dan İstanbul’a kadar böyle.
Kitle turizmi yapılıyor. Kitle turizmi de halktan çok belli güçler
tarafından kontrol edilebiliyor. Para artık tabana doğru eğilmiyor. En büyük
sorun da bu. Kruvaziyer turizmi de kitle turizmi içinde yer alıyor. Buraya
yılda gelen 650’ye yakın geminin gelmesi planlanıyor ama bunlardan
gerçekleşmesi gereken sosyal dağılma olmuyor. Sosyal dağılım gerçekleşmediği
için şikayetler artıyor. Bunun en büyük sebebi turistlerin yönlendirilmesi.
Bunun çözümüm var. Türkiye’nin genel turizm politikası ile ilgili bu durum.
Bunun çözümü Ankara’dan. Ankara yeni kanunlar çıkartarak kazanç dağılımının
daha eşit hale gelmesi ve turizmin tekrar halka yönelik bir hareket olması
lazım. Yoksa turizmden para kazanan belli bir kesim oluyor. Küçük esnafın
para kazanma gibi bir durumu bulunmuyor” dedi.
Ekomomik zorluklar HALİT AŞKAR
Esnafa en yakın olan kişi kuşkusuz ki Kuşadası Esnaf Odası Başkanı Halit
Aşkar’dır, Aşkar Kuşadası’nın kruvaziyer turizmden kazancı yüksek olduğunu
ancak bunun esnafa yansımadığını söyledi. Kruvaziyer turizmi ile 145 bin
yabancı turist mart ayından itibaren bu sene Kuşadası’na giriş yaptığını
kaydeden Aşkar, “Ancak şehir merkezindeki esnaf bu turistten yeterince
yararlanamıyor. Turist geliyor gemilerle yapılan programla otobüslere
bindirilerek Meryemana ve Efes’e götürülüyor. Tabi oralara giderken büyük
alışveriş merkezlerine ve marketlere götürülüyor. Bu turisti şehre yaymamız
lazım. Bunu da dirsek teması kurarak ve ikili ilişkilerle çözebiliriz.
Eskiden turist otobüse çarşıdan biniyordu. Çarşıya gelene kadar da esnaftan
alışveriş yapıyordu. Şimdi ise turist limandan otobüslerle alınıp programa
göre gidecekleri yerlere götürülüyor. Ama ne kadar turisti şehirde
gezebilecekleri kadar serbest bırakalım desek de bir şey olmuyor. Yine aynı
yine aynı. Değişen bir şey yok. Esnafımız kazanamıyor böyle olunca da
ekomomik zorluklar içinde kalıyor esnaf” dedi.
Çarşıya bırakılmalı
Turistin kısa da olsa bir süreliğine şehir merkezine bırakılması gerektiğini
söyleyen Aşkar, “Zaten kruvaziyerle gelen turist bir gün bile kalmıyor
Kuşadası’nda. Sabah gelip akşama limandan demir alıyorlar. Önce bunu
çözümlemeliyiz. En azından bir iki gün konaklama yapmalarını sağlamamız
lazım. Yunanistan’da limanı bile olmayan küçük adalar bu işten çok güzel
para kazanıyorlar. Onlar bu işin doğrusunu yapıyorlar. Ama burada öyle
değil. Sabah gelen turist limandan otobüslerle alınarak Meryemana ve Efes’e
götürülüyor. Oralardaki esnaf bir nebze satış yapabiliyor turiste ama
buradaki esnafımız hiçbir satış yapamıyor. Burada büyük deri mağazaları ve
büyük marketler satış yapabiliyor turiste. Geçenlerde Kuşadası’na bu sene
gelen turist sayısı 145 bin olduğu açıklandı. Ama esnafımın birisi bana ‘Ben
145 lira bile kazanamadım’ dedi. Bu işin özetidir. Dediğim gibi büyük
alışveriş merkezleri parayı götürüyor. Olan Kuşadası esnafına oluyor” dedi.
Tanınan bir liman: ALİ KARAPINAR
Kuşadası turizmini en yakından takip edenlerden biri de Kuşadası Profesyonel
Turist Rehberleri Derneği Başkanı Ali Karapınar. Karapınar da Kuşadası
Limanı’nın dünya kruvaziyer literatüründeki var oluş nedeninin Efes ve
Meryemana olduğunu söyledi. Kuşadası Limanı’nın tanınan bir liman olduğunu
dile getiren Karapınar, “Kuşadası bilindiği gibi Meryemana evine çok yakın.
Kuşadası burada, Meryemana’da orada oldukça kentler iyi yönetildikçe bu
turizmi iyi olarak devam edilecektir ve gelişmeye de devam edecek gibi
görünüyor” dedi. “Bu sene Kuşadası’na 650 geminin gelmesi planlanıyor” diyen
Karapınar 2010 yılında bu rakamın bin olacağını belirterek, “Mevcut iki
iskele bu bin gemiyi ağırlamaya yetmeyecek. Bu nedenle üçüncü iskelenin
nerede yapılacağı tartışma konuşu. Mevcut iki iskelenin yanına yapılacak
üçüncü iskele gemilerin menavra kabiliyetini zayıflatacak. Bu nedenle bu
tartışılmalı” dedi.
Otodisiplin meselesi
Esnafın kruvaziyer turizminden para kazanamadığını doğrulayan Karapınar
şöyle devam etti, “Bu nedenle turist biraz olsun şehre bırakılmalı ancak
esnafında kendini kontrol etmesi şart. Ticari bir ahlak lazım. ‘Senin için 2
lira’ diye bir şey olmamalı. Pazarlık ortadan kaldırılmalı. Etiketleme
sistemi getirilmeli. Turisti kazıklamamalıyız. Bu yüzden kafayı
değiştirmemiz şart. Bu da bir otodisiplin meselesi. Bakın çarşıda dükkanda
çalışan personel dükkanın önünde lahmacun yiyor. Böyle bir görüntü
vermememiz lazım. Ben çarşıyı gezerken muhakkak esnaf dükkanın önünde bir
şeyler yiyor oluyor. Ya dondurma ya da lahmacun. Bu böyle olmamalı.
Turist kaçar
Bakın 35 bin yatak kapasitesi var Kuşadası’nın ve bu yatak bir şekilde
doluyor. Ancak turistler şehir merkezinde yarım saatten fazla kalmıyor.
Çünkü rahatsız ediliyorlar. Turistin kolundan tutarak zorla bir şey satışı
yapılmamalı. Eğer böyle yaparsak turisti kaçırırız. Bir daha ne çarşıya
inerler ne de alışveriş yaparlar. Çünkü turist rahat bir şekilde tatil
yapmak ister. İngilizce laf atarak ya da onların kolundan tutarak onları
rahatsız etmemeliyiz. Dediğim gibi kafayı değiştirmeliyiz artık. Bu işten
para kazanmak istiyorsak bu işi daha disiplinli daha ciddi yapmalıyız.”
Kaynak: Tourism Today
Dergisi
|